Kısacası bu sistemde her şey tek adama göre planlanmış.
Recep Tayyip Erdoğan hangi şapkasıyla konuşuyor?
Ben bilmiyorum!
Garip bir sistem. Ucube diyoruz ya buna.
Siyasal tanımı Türk tipi yerli ve milli bir 'otokritik bir düzen'.
Muhalefetin sürekli suçladığı mucidi Erdoğan değil.
Büyük haksızlıklar yapılıyor. Kendisi aslında parlamenter sistemin savunucuydu.
Çünkü 2002 seçimlerinde % 35 oyla gelmiş, parlamentonun % 60' ı na hakim olmuştu.
Sistemin önermesini ise, MHP genel başkanı Devlet Bahçeli yapmıştı.
Açıkça Erdoğan Anayasaya uymuyor, o halde biz anayasayı ona uyduralım!

O günden bugüne Devlet Bahçeli'nin dediği oldu..

*****

Demokrasi kuvvetler ayrılığı olan bir sistemdir. Bunlardan birinin eksikliği olursa demokrasi olmaz.
Yasama, yürütme ve yargı.
Bilinen bu…
Aslında siyasal sorun, çok daha derinlerde yatıyor.
İşin özü şu.
Hangi sistem olursa olsun ben diyor.
Herkes her şeyi yapsın ama bana dokunmasınlar.
Benim imtiyazlarım olsun.
Benim dokunulmazlıklarım olsun.
Her kes bunun peşinde..
İnsanlarımız samimim değil.
İtibardan tasarruf olmaz mış… Neden? Bu bir ufuk meselemizmiş.
İşin gerçeği her gelen kendi vesayetini kurmak istiyor...

*****

Ancak siyasal bilimciler ve anayasa hukukçuları ve felsefeciler bu derinlikte boğulacaklarını bildikleri için tartışamıyorlar.
Çünkü niteliksiz ve liyakatsiz insanların çoğu mesleksiz olduğu için, sosyolojik olarak böyle bir yönetim modellemesi ile demokrasi yutturmacası ile seçimlere gidiyoruz.
Herkes bu tiyatroyu seyrediyor...

İnşallah maşallah arasına sıkıştırılmış bir soru sorulamaz ve sorgulanamaz 'sultani' düzen. Sistematik, matematik ve mantıktan ve sosyolojiden uzakta bir basit dinsel motiflerin kullanıldığı propaganda teknikleri ile, 'oy avcılığı' yaparak iktidara gelmenin, koltukları kapmanın dayanılmaz 'rant' güzelliği var!.

Emek vermeden, köşeyi dönebilmenin bütün yolları bu düzende meşrulaştırılmış. Karşı çıkamazsınız bu düzende.

Peki, güçlendirilmiş sistem önermesi?
Ben söyleyeyim, o da palavra.
O kadar çok sistem değişikleri yaptık ki..
Her seçime giderken farklı bir seçim yasası ile gittik. İçinden çıkılmaz hale geldik.

Milli irade söz konusu ise o zaman bunun yansıdığı tek seçim Cumhurbaşkanının milletin oyları ile seçilmesi. Bundan daha güzel nasıl olabilirdi.
Peki, sorun nerede?
Sorun şurada? Neden milletvekilleri de, millet iradesine tarafından neden seçilmiyor?
Milletvekilleri neden genel başkanlar tarafından tayin ediliyor?
Listeleri belirleme hakkı neden genel başkanlar belirliyor?
Yani genel başkanlarda otokrat.

Ne diyorlar? Güçlendirilmiş parlamenter sistem geçiyoruz?
Kuvvetin birliği demenin asli irade,'milletin birliğidir'.
Milletin birliğinin parçalanması nedir? Kuvvetlerin ayrılığıdır..
Kuvvetler ayrılığı da tam bilinmiyor?

Ağzı olan bilip bilmeden konuşuyor.
Sen Milletvekilin tek dereceli oyla millet tarafından seçiliyor mu? Seçilmiyor mu? Ona bak.
Genel başkanların atadığı milletvekili dönemine girdik. Sonra demokrasi vuvezelalarını öttürüyoruz.

SOSYAL MEDYA CÜHELALARI
Nazmi Ekincek Twitter'ında Büyükerşen'i eleştirmiş... 'Neyi inceliyorsun arkadaş yardım götürsen bir taşı yerden alsana, şov için su gönderdin hepsi o kadar o da kendi yandaşlarına Hatay'a demiş...
Ne diyelim!
Ekincek'li Nazmi belli ki bilgi sahibi değil. Trol anlayışının zihniyetini yansıtmış. Bu işlerin bir plan dahilinde AFAD yönetiminde olduğunun farkında değil.
CHP'li belediyeler, görev bölüşümü yapıldı ve 6 Şubat'tan beri var gücüyle deprem bölgesindeler. Ekipleri ile birlikte oradalar. Ekipler orada dönüşümlü olarak hizmet etmeye devam ediyorlar. Ellerindeki tüm imkanları ölçüsünde yardımcı oluyorlar
Eğer birazcık araştırma yapsalar, ideolojik gözlerle değil, biraz ilgilenip okusalar anlayacaklar. Demek ki bazı gözler görmek istemiyorlar yapılanları.
ESKİ ekipleri canla başla alt yapı sorununu giderme için gece gündüz çalışıyorlar. Bunları da bilmek zorunda değilsiniz. Nasıl olsa kalp gözünüz kapalı.
Laf olsun diye yazmış. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan o kadar çok cühela var ki!
*****
Eşek öyküsü...
Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege'de yaşayan ünlü masalcı Ezop'un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü:

Hikaye bu ya...

Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye
ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler...

Her biri başka yöne gider.

Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir...

İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış,
adeta çökmüştür.

Beygir merakla sorar: 'Nedir bu halin inek kardeş?

İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:

-Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş.

Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır:

Ah, ah sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular.

Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar.

Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş.

İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir.

Üzerinde lacivert takımlar vardır.

İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde,Nedir bu halin? Neler oldu?
Neden böyle zevkten dört köşesin?'diye sorarlar.

Eşek keyifli bir şekilde anlatır:

Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor,
bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu.

Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım.

Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim.
Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım.
Haktan, hukuktan, refahtan,adaletten filan bahsettim...

Eee, sonra ne oldu?
Ne olacak beni başkan seçtiler!
Deme yahu... Yani sen başkan mı oldun?
Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı.
Ben bağırdıkça onlar, 'Seninle gurur duyuyoruz' en büyük başkan bizim başkan diye alkışladılar. Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!

Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?
Valla, yarısı anladı amadiğer yarısına anlatamadı!