Cenabı Hak insanoğlunu en güzel bir şekilde yaratmış, akıl ve irade gibi güzide nimetlerle donatmıştır. Bedenimiz, aklımız, ruhumuz, sağlığımız, zamanımız, bize birer emanettir. Bu emanetleri her türlü zarar verecek alışkanlıktan korumak, dinimizin en temel emirlerindendir. Günümüzde bireyi ve toplumu tehdit eden en büyük tehlikelerden biri de çağımızın vebası olan bağımlılıktır.
Bağımlılık, zararlı etkileri bilindiği halde insanın dürtülerini kontrol edememesi, bunun sonucunda bir nesne veya olguya aşırı muhtaç hale gelmesidir. Bağımlılık, sadece madde bağımlılığı ile (alkol, uyuşturucu, sigara) ile sınırlı değildir. Kumar, internet, teknoloji, hatta aşırı tüketim ruhu ve iradeyi esir alan her türlü kötü alışkanlığı kapsamaktadır. Bağımlı insan kendi hayatının direksiyonunu şeytanın ve nefsinin eline teslim etmiş demektir.
Çağımızın vebası olan bağımlılık ile mücadeleyi görmezden gelemeyiz. Bu asla kabul edilecek bir durum değildir. Bilakis Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde söyle buyuruyor: “İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğuz etsin (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgari gereğidir” (Müslim, Îmân,78).
Bağımlılık; gençliği, ömrü, malı ve sağlığı heba eden en büyük tehlikedir. Müslüman, hayatının her anını İslam’ın istediği şekilde yaşamalı, yaptığı tüm işlerden sorumlu olduğunu ve bir gün hesaba çekileceğini asla unutmamalıdır. Peygamber Efendimiz buna işaret eden bir hadis-i şerifte: “Kıyamet gününde insanoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan bir yere kıpırdayamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1) buyurmuştur.
Bağımlılık tedavi edilmesi gereken bir beyin hastalığıdır. Bu hastalık kişiyi bağımlısı olduğu şey olmadan eksik olacağı, hayat yükünü taşıyamayacağı, hayatını sürdüremeyeceği zannına sürükler. Başlangıçta taklit, özenti ve merak duygusu ile yapılan ilk yanlışlar, telafisi zor bir sürecin ilk basamağı olur. Çıkmazda olduğunu düşünen kişi, kendisini rahatlatması için bağımlısı olduğu nesneye yönelerek beynin mutluluk hormonu salgılamasını sağlar. Bir süre o maddeye karşı vücut tekrar istek üretir. Bu durum zamanla bağımlığa dönüşerek kişiyi esir alır. Bağımlılık ile ilgili tedavi sürecinde alanında uzman kişi ve kuruluşlardan yardım alınmalı, tedavi olacak şahıslara iyi olacaklarına dair moral ve motivasyonlarını yüksek tutacak telkinlerde bulunulmalıdır.
Bağımlılığın birçok farklı türevi bulunduğundan bağımlılık sorununun çözümü de bağımlılık türüne uygun olmak zorundadır. Bağımlılık ile mücadele, toplumun genelini ilgilendiren bir sorun olması hasebiyle merkezi idareden yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarından aileye kadar herkesin aktif katılımı ve mücadelesi olmadan başarı elde etmek güçtür.
Bağımlılık ile mücadelede en büyük görev ve sorumluluk ailelerin üzerindedir. Aileler çocuklarına bağımlılık yapan alışkanlıkların fert ve toplum hayatında yol açtıkları zararları anlatmalı, çocukların kimlerle arkadaşlık yaptıklarını yakinen takip etmeli, ne tür yayınları okuduklarını kontrol etmelidirler.
Dinimizin tüm emirleri, insanı onurlu, özgür ve sorumlu bir varlık olarak yaşatmak içindir. Bize düşen hem kendimizi hem ailemizi bağımlılık tehlikesinden korumak, bağımlılık tuzağına düşmüş kardeşlerimize şefkatle ve hikmetle yardımcı olmaktır.
Yüce Rabbimiz! Bizi ve nesillerimizi her türlü madde, kumar, teknoloji ve kötü alışkanlık bağımlılığından muhafaza eyle! Aklımızı, irademizi, bedenimizi ve malımızı senin yolunda kullanmayı nasip eyle! Bizi şeytanın ve nefsimizin esaretinden kurtar! Âmin...
Tayfun ÇAKMAK
Eğitim Uzmanı
MEAL OKUYORUM
Görmediler mi ki biz, kupkuru yerlere suyu ulaştırıyoruz da onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yediği ekini çıkarıyoruz. Hâlâ ibret gözüyle bakmayacaklar mı? (Secde 32/27)
HER GÜNE BİR HADİS
"Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar." (Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168.)
GÜNÜN DUASI
“ Rabbim! Beni, annemi babamı, inanmış olarak evime girenleri, mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla, zalimleri ise daima helâk et. (Nuh 71/28)
BİR SORU-BİR CEVAP
Diş kanaması ve diş yarasından çıkan kanın tükürük ile yutulması orucu bozar mı?
Diş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz. (Fetvalar, DİB Yay.syf.283)