Arif Anbar Kazım Kurt’un yaşam öyküsünü anlatmış. Türkiye’nin çok partili dönemden bugüne uzanan siyasal ve toplumsal panoramasını gözler önüne seriyor.
CUMHURİYET’İN İMKÂNLARIYLA SÖZ SAHİBİ OLDU
Kurt’un kendi kaleminden yazdığı önsözde yer alan şu ifadeler, eserin temel ruhunu ortaya koyuyor:
“Türkiye hepimizin! Bu topraklar üzerinde yaşayan halkımız, her şeyin en iyisine layık. Her ne zorluk altında olursak olalım, birlik içerisinde çağdaşlık mücadelesi verdiğimiz sürece umut hep var olacak. Ve her yurttaşımız, buna yürekten inanıyorum ki, çok yakın gelecekte, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarıyla beraber insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşacak. Bütün mücadelem, bütün mücadelemiz, bunun içindir ve bu mücadele, en şerefli mücadeledir.”
Tarih; 8 Ekim 1957.Seyitgazi’nin ilçesi Yenikent köyünde doğdu.
Yoklukların Türkiye’si. Adnan Menderesin DP iktidarda. Bizler şehirliydik biraz olsa da şanslıydık. Köylerde yoksulluk var. Yokluk var. Türkiye zaten yoksul bir ülke. Marshall yardımları ile ayakta duruyor. Genç bir Cumhuriyet var.
Bir köylü çocukluğunun yaşam serüveninin, Türkiye’nin çetin ve zorlu dönemlerindeki yaşam öyküsününfragmanlarınıgörürsünüz kitapta. Hepimiz, zorlu şartlarda okuduk büyüdük, okuduk. Zaten ekonomik durumu iyi olanlar maarif kolejlerinde okudular.
Siyasilerin yaşamlarını anlatan biyografilerinin yazılması çok önemlidir ve tarihin arka odalarında kalan sırların, Legoların birleştirilmesiyle bir bütünü yakalarsınız.
Biyografik metinler olarak kabul edilen yaşam öyküsü anlatıları, tarihçiler ve sosyal bilimciler için önemli kaynaklar oluşturur. O şehrin hafızlarına eklemler yaparak zenginlik katar.
Adeta var oluşçuluğa başka bir vizordan çekilen hayat fotoğrafına bakmanızı sağlar.
Biraz daha zoom yaparsanız, farklı bir siyasal yaşam mücadelesinin onurlu bir duruşun ayak izlerini de görürsünüz.
Sadece empati kurmak yeterli değildir. Bütün mesele anlamak. Tarihin bireysel tanıklıkları... Biyografi, Arif Anbar’ın kaleminden bir virtüöz ustası gibi çıkmış. Hiç sıkmadan okuyabileceğiniz bir yapıt.
TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ SERÜVENİNE TANIKLIK
Arif Anbar, sunuş yazısında, Türkiye’de, demokrasinin tarihsel kırılma noktalarına dikkat çekiyor… Kazım Kurt’un kişisel hikâyesi üzerinden Türkiye’nin demokrasi mücadelesini, yerel ve genel siyasetin dinamiklerini, bedel ödenen mücadele yıllarını ve halk odaklı siyaset anlayışını mercek altına alıyor.
Eser; siyaset bilimi meraklılarına, araştırma yapanlara, yakın dönem Türkiye tarihini anlamak isteyenlere, yerel yönetim deneyimlerine ilgi duyanlara ve toplumsal mücadele hikâyelerine değer veren okurlara hitap ediyor.
1950’lerden bugüne Türkiye’nin dönüşümünü bireysel bir hikâye üzerinden aktarıyor. Böylece yerel tarih ile, ulusal siyaset iç içe geçiyor; Eskişehir’in sokaklarıyla, Türkiye’nin büyük kırılmaları aynı anlatım zemininde buluşuyor.
KENTİN SİYASAL KÜLTÜRÜNE ÖNEMLİ BİR KATKI
Günlük siyasetle ilgili ilişki içerisinde yaşamın, yaşanmış tarihin hatırlama biçimlerini ortaya koyuyor. Elbette kitap bir edebi eser değil. Bir öykünün söyleşinin öykü tadında kaleme alınmış. Bu eserlerde kişilerin yaşam öyküsünün içinde resmedildiği mekânlar, aileler, siyasal çevre, toplumsal yaşam edebi eserden çok öte bir anlam taşıyor..
Dönemin siyasal olayları dafragman halinde verilmiş. Uzun süren bir veri taraması, incelenmiş, felsefi, inançsal ve siyasi tercih değerlendirmeleri de bu kitapta görüyorsunuz..
Uzun bir siyasal yaşamın basamaklarındaki sol devrimci bir gelenek, bireysel tecrübeler ve bireyin yaşantısı, maceraları, başarıları ve bu kitap sayesinde ‘tamamlanması’ ile bir son değildir elbette..
Modern bir yazı türü olarak askerler, diplomatlar ve devlet adamları, kahramanlar, edebiyatçılar,felsefeciler,siyaset adamları iki yüz yıldır anılarını yazdılar.
Birçoğunu okuduk. Elbette okuyamadıklarımızda var.
Türkiye’de 19. yüzyıl devlet adamlarının yazdığı hatıratlar. Hala tarihin tanıklıkları olarak değerlendiriliyor, onların önemli olaylarla ilgili yorumlarını dikkatle okuyoruz. Dünü bilmez isek,yarınları okuyamayız.
21. yüzyılda bu tür kendi içinde gelişme gösterdi ve modern hayatın ve bu yüzyılın olaylarının kişisel tanıklıkları olarak yazına eklendi.
Kitap, kent kültürüne önemli bir armağandır. Hiç bir şeyi saklamadan,gizlemeden bütün doğallığıyla okuyucuya sunabilmek..
Yazılmış yaşam öyküleri, biyografiler bizim şehir kültürümüzü zenginleştirir. Gelecek için birer işaret fişeği olurlar.
“Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu” kitabı bence, bu açıdan çok önemlidir.

.
Anılar yalnızca önemli olaylar ve kırılma noktaları açısından bir tanıklık oluşturmuyor; bu eserlerde sıradan yaşantının, günlük hayatın nasıl aktığını da okuyoruz.
Anılar tarihsel dönem ve olayları kişisel bakış açıları ve dünya görüşüyle, kültürel çerçevesi ile değerlendirmeye de olanak sunuyor, zaman ilerledikçe sonraki nesillere bir yorumlama çerçevesi oluşturuyor.
Ancak bu yazın türünün karmaşık yapısında zorluklar bulunduğunu, hafıza, gerçeklik, dil ve temsil alanlarında anılar ve yaşam öyküsü anlatılarında, sosyal bilimciler açısından birçok zorluk, aldatıcı, kimi kez yanıltıcı ve kaygan bir zemin, ama bir o kadar da olanak bulunduğunu belirtmemiz gerekir.