Bu başlığı bilerek ve isteyerek yazdım.
Çünkü yıllardır hep aynı kopyalanmış, yalanlardan bıktım vallahi. Yeni bir şey var mı diye onlarca okumalar yapıyorum.. Beynimizin içi virüslerle kaplanmış.
Her ekranda bir uzman.
Her mahkemede bilirkişiler.
O zaman mahkemelere, hâkimlere, savcılara ne gerek var. Şimdi yeni moda gizli tanık veya itirafçı…
Yasak olmasına rağmen iddianameler gazetelerde,ekranlarda çarşaf çarşaf yayımlanıyor. Yanlış yorumlar, hukuk bilgisinden zerre kadar haberi olmadan sözde gazeteciler tarafından yorumlanıyor. Tutuklu olanlar ekranlarda linç ediliyor.
Adalet nerede?
Kişilik haklarına alenen saldırılarda nedense hukuk devrede değil.
İddianamede yer alan, gizli tanıklıktan çıkmak için dilekçe veriyor.aradan bir ay geçiyor.. Daha yeni öğreniyoruz. Ne diyelim. Ama“atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş” oluyor.
Masumiyet karinesi imiş?
MHP diyor ki duruşmalar canlı yayımlansın. CHP’ de bu konuda destek veriyor ve teklif veriyor.. Mecliste, MHP+AKP ve diğer ittifak ortakları ret oyu veriyor. Böyle bir iki yüzlülük var…Bunu da mı yazmayalım...
CHP'NİN SORUMLULUĞU HER GEÇEN GÜN ÇOK DAHA ARTIYOR
Mesela milli gelir hesaplamaları ile alakalı mutlaka bir revizyonun yapılması gerektiğini yani milli gelir hesaplamaları çoğunlukla götürü usulü olduğu için, bir hata payının olduğunudaha doğru düzgün hesaplama nasılyapılacak vesaire konu başlıklarının belirlenmesi gerekmekte...
EUROSTAT’IN BELİRLEDİĞİ TEMEL İLKELER…
Teorik enflasyon hayat pahalılığı değil. Hesaplanan Avrupa Enstitüsü Eurostat'ın belirlediği bazı ilkelere göre bir enflasyon hesaplaması. Eurostat'ın Avrupa Komisyonu ile beraber yaptığı bir araştırma gösteriyor ki, Avrupa vatandaşının sokakta hissettiği enflasyonla Eurostat'ın açıkladığı enflasyonun arasında %8 ile % 11 puan arası fark olabiliyor zaten.
ORADADA ENFLASYON VAR
Bu rakamın ne kadar yüksek olduğunu şöyle söyleyeyim. Yani, bizim iki katı 3 katımız gibi. Yani normalde enflasyon %2, 2.5 olan bir ülkede düşünsenize vatandaş 10/12 gibi yaşıyor. Yani demek ki bu korkunç bir oran. Şimdi demek ki peşinden bir kere bir eleştiri yapmadan evvel şunu kabul etmek lazım. Resmi istatistikle hayat pahalığı aynı şey değil.
Dolayısıyla vatandaşın serzenişi haklıdır. Çünkü açıklanan resmi enflasyon oranı vatandaşın çektiği acıyı anlatmıyor.
Orada belirlenmiş bir ilke var. Bunun üzerinde insanlar oturuyor, tartışıyor.
Siyasete de pek hizmet etmek istemiyor.
Euro Stat'ın amacı Euro bölgesindeki ondan sonra başbakanlara ya da devlet başkanlarına hizmet etmek diye bir dertleri yok.
Onlar derslerini iyi çalışıyorlar diyorlar
Şimdi buradaki tabii ilginç şey burada TÜİK ve ekonomi yönetiminin aslında haklı çıkmasını sağlayacak bir güzellik yapıyorsa Eurostat'ın son düzenlemeleri elbette onlara mutluluk veriyor.
Kazdıklarınızı nerelere harcıyorsunuz diye sorulduğunda üç, dört başlık öne çıkıyor.
Örneğin sepetteki ağırlığın kiralarda olduğu nu hepimiz biliyoruz. İkinci sırada gıda, temel tüketim ihtiyaçları geliyor. Üçüncü sırada muhtelif gıda ve temizlik malzemeleri geliyor.
NEREYE HARCIYORUZ...
Kazandığınız ücreti nereye harcıyorsunuz? Sorulduğunda bunlar çok yüksek puanda çıkıyor. Neden? Çünkü İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de Bursa’da, Antalya’da farklı şehirlerde, metropollerde dört kişilik bir aile diyelim ya da tek kişi olsun fark etmez. Yani işe yakın ya da işe çok uzak olmayan bir daireyi kiralayıp oturmak herhalde kazandığınız ücretin minimum %35, 40'ına denk geliyor.
Dolayısıyla karı, koca çalışmadan hani yani eşler beraber çalışıp da evin içine para sokmadan bir metropolün içerisinde insanca yaşamak çok mümkün değil.
İLK SIRADA KİRALAR VAR
Şimdi hal böyleyken, kiranın ağırlığının düşürülmesi elbette ki TÜFE üzerindeki baskıyı hafifletecek. Şimdi bu tabii ekonomi yönetiminin lehine olur.
Niye? Çünkü enflasyonu düşürüyorsun görüyor musunuz diyecekler. Eğer toplumdan bir serzeniş olursa,kardeşim diyecekler, bu bizim enflasyonumuz değil. O zaman da TÜK’ de şunu söyler. Ben ne yapayım kardeşim? Eurostat böyle istedi. Biz de Eurostat'la beraber yürüyoruz.Bize kızmayın. AB normlarına uyuyoruz.
CHP SOMUT NORMLAR ÖNERMELİDİR
Muhalefet buna karşı alternatif bir norm geliştirmelidir. İnceledim bu konuda somut bir şey göremedim.
Meselenin kilitlendiği yer bu. Muhalefet sosyal ekonomik yeni bir söylem geliştirmeli. Bunu içeren bir somut eylem paketi geliştirmeli. Maalesef popüler yaklaşımlar yerine teknik bir çalışmayı çalışma raporlarında göremedim.
Somut bir algoritma çalışması yok. Hep genellemelerle doldurulmuş dilek ve temenniler.
NEYİ SÖYLEMELİ?
Neyi söylemeli. Avrupa’ da asgari saat ücreti 8 Euro. Asgari yaşam standardı altında kimse ücret almıyor. Teknik iş kollarında çalışan teknisyen gurubu, doktor ve hemşirelerin maaşları 4 bin avro.
Dolayısıyla orada kiraların 1000-1500 avro olması onları olumsuz etkilemiyor.
GIDA TÜRKİYE’DEN UCUZ
Avrupa'da bile en az bizimki kadar hayat pahalı, resmi enflasyon farkı var, makası var. Anma ücretlerde ona göre. Bu bir garabet ama bu küresel bir sorun.
Aslında bizim sendikalarda 12 Eylül düzenindeki gibiler. Kafaları hiç değişmedi.
Mesela,benim önerim bölgesel ve iş kollarına göre ve mesleki eğitim kriterlerine göre asgari ücreti tespit edilmesi.
TÜİK işini politik olarak değil de, düzgün ölçüp verileri doğru işlese sorun olmaz..
Bir zamanlar Kopenhagkriterleri vardı sonra bizde Ankarakriterleri diye yola devam ettik ama içine de ettik...
Asgari ücret belli oldu..28.075 net… bozdur bozdur harca..
CHP BU KONUDA NE ÖNERİYOR?
Muhalefet demagoji tartışma yerine, somut önermeler ile yola çıksa çok daha öne çıkacak.
Yeni bir tartışma yaratacak bu durum toplumda da faydalı olacak.
Diyeceği çok basit. Biz sepetteki ağırlıkları kategorik olarak oranlarını 6 ayda bir yeniden gözden geçireceğiz.
Bu kadar..
Bütün rakamlarda sadeleştirmeye gideceğiz bu kadar.
Çok mu zor.
Eskimiş sepetinizi atın, yeni sepet geliyor.