Eskişehir'in 2022 yılı Ocak-Ağustos dönemi ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,1 artarak 816 milyon dolar oldu.
İyi gibi gözüküyor.
Gerçek böylemi?
Değil elbette.
Örnek 5 yıl öncesi 1 milyar dolarlık ihracat' ın bugünkü karşılığı 3.5 milyar dolar dır.
Satın alma gücü endeksi ile mukayese yapılması gerekir. Rakamlar üzerinden mukayese yapılmaz.
Ekonomik analizde gerçek böyleme dir. Kapasite kulanım oranlarına bakalım. Düşme var. Almanya 2023 için
pandemi öncesi vb. önlemler alırken biz ne yapıyoruz?
Ucuz işçilik. Yani, Avrupa Türkiye'yi üretim deneme üssü olarak kullanıyor. Enerji fiyatları Avrupa'da artarken üretim maliyetleri bizden
% 50 daha fazla artmaktadır. Niye üretsin ki? Şimdiden önemli kararlar alıyorlar ve sektör durumlarına göre kişi başına inanılmaz
mali-sosyal destekler veriyorlar.
Kasalarında para dolu.
Bu günler için biriktirmişler. Yarın ne olacağını öngörebiliyorlar. Yaptıkları hesaplarda sapmalar % 100 değil. Üretim fonksiyonlarında, fayda maliyet hesaplarını yapıyorlar ve Türkiye'den gelen mallar ucuza geliyor. Kendileri üretse, en az % 30 daha pahalıya mal edecekler. Enerji girdileri Türkiye'den pahalı. Türkiye den daha ucuza alınıyor.. Bu ne demek? Şu demek. Adamlar çok akıllı. Biz onların pahalı kullanılan enerji maliyetlerini finanse ediyoruz. Sonrada, şu kadar ihracat yapıyoruz diyoruz.
Hiç mi mukayeseli üstünlükler teorisini okumadınız?
Vah akıl, vah vah matematik!
Türkler' de çok biliyor. İnşallah maşallah.
*****
TÜİK resmi enflasyonu açıkladı: % 80,21.
Yani hapı yutmuşuz. Köşemi takip edenler bilirler.
Esas mesele
ÜFE rakamları.
%
143,75.
Örtülü hali bu..
Gerçek enflasyonu piyasa biliyor. İTO'nun açıkladığı rakam Yıllık baz da İstanbul'da perakende fiyatlar % 99,91, toptan fiyatlar % 98,09 arttı.
ENAG' ın Enflasyon Araştırma Grubu'nun yaptığı hesaplamaya göre ağustos ayı itibariyle yıllık enflasyon % 181.37'ye yükseldi. 8 aylık enflasyon ise, % 91'i buldu.
Bu ne anlama geliyor. Öyle fiyatlar aşağıya gelmeyecek. Nedeni yapışkan enflasyon var. Enflasyonla büyüme politikası tercih edilmiş. Parasal büyüme kontrollü bir biçimde devam edecek.
ÜFE'nin yansımaları Şubat ayına kadar devam eder.
Gerçek, mutfağa yansıyacak olan rakam % 150' dir. Hesabınızı buna göre yapın. Bu kış öyle böyle geçmeyecek. Şimdilik durumu idare ediyoruz.
Seçimlere kadar.
OVP hedefleri iflas etti. Şimdiye kadar hiç biri tutmadı. Bundan sonrada tutmayacak. Mukayeseli tabloları yazarım. Nereden, nereye! Sanayici bunu biliyor.
Belirsizlik devam ediyor.
Fakat muhalefet ne yapıyor? Top çeviriyor.
OVP baktığımızdan bugüne kadar geçen süreci değerlendirdiğimizde beklentilerin hiç biri tutmamış.
Yani karavana.
Tabloya baktığımızda anlaşılıyor zaten.
Sonra birkaç merkez bankası ve maliye bakanı değişti. Faiz sebep enflasyon sonuçtur deniliyordu.
Peki, o zaman iktidarın ekonomiden sorumlu sözcüleri ne diyordu? YİP.
Yani yeni ekonomi programı.
Öyle ya… Ne yapacağımızı 3 er yıllık yapılan program ekonominin yol haritasıydı.
Hazine ve Maliye bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı'nın hedefleri hiç gerçekçi görünmüyordu. Ne 2021'in ortalama kurunun 1 dolar = 7,68 TL öngörülmesi, ne 2020'nin yüzde 0,3 büyüme ve yüzde 10,5 tüketici enflasyonuyla kapatılacağı tahmini gerçekleşmedi..
Program çöktü.
Hangi hedef tutmuş?
Çünkü Türkiye'nin cari açık vermeden, büyüme sağlayacak bir üretim yapısı yok. Dış kaynaklara ihtiyaç var. Geldiğimiz noktaya bakıldığında AKP iktidarının ekonomik iddialarından vazgeçmiş durumda. Her şeyi 2023 seçimlerine endekslenmiş durumda.
Bu ekonomik yapıyla halka bir vaat bile sunamaz hala düşmüş. Söylediklerinin ekonomik karşılığı yok.
Çünkü ekonominin ve kamu yönetiminin çok ciddi yapısal sorunları var.
Gerçi Millet ittifakı bileşenlerinde bu sorunları çözecek ekonomik programları yok.
Sadece popülizm izlenimi veriyor.
Örneğin 2023'te dahi işsizliğin yüzde 10'un üzerinde yüzde 10,9 olacağı kabullenilmiştir. Örneğin resmi rakamlara göre 2013'te
12.582 dolar olan kişi başına gelirin tam 10 yıl sonra 2023'te gele gele 10 bin dolara ulaşması bekleniyor.
2020'de Türkiye ekonomisinin
702 milyar dolara, kişi başına gelirin
8 bin 381 dolara çekilmesi ne anlama geliyor? Bu 2007'ye dönmek demektir. Bu kaybedilmiş bir 13 yıl anlamına gelir. Ne yazık ki, Türkiye bizi Almanya , Avrupa kıskanıyor iddiasıyla başlayan , şimdi 3. Lige düşen takımı anımsatıyor.. Ne yazık ki bu başarısızlık hikayesinde kaybeden bizler oluyoruz.
Neden bu hale geldik sorusunun cevabı biliniyor ama muhalefet çözüm üretemiyor.
Değişimin ipuçlarını dahi göremiyorum.
Herkes inşaat sektörüne haksızlıklar yapıldı. Aptalca söylemlerle bu sektöre haksız saldırılar yapıldı. İnşaat sektörü ekonominin ana itici gücü.
Kimse farkında değil.
Elbette sanayileşeceğiz.
Elbette ileri teknolojik yatırımları yapacağız.
Ancak şu sektörle, üretim ilişkilerini ve maliyetleri, yapılanmaları yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Fakat bizdeki entelektüel sermaye ve burjuvazi ile işçi sınıfı olmadığı için her şey hamasi nutuklarla idare ediliyor. Bu güne kadar problemler halının altına süpürülerek, işi dombra müziği ile idare ediyoruz.
Ne diyelim.
İnşallah yeni OVP tutar.
Hani bir söz vardır. Çok hoşuma gider. Yaptıklarım yapacaklarımızın teminatıdır..
Şimdiye kadar hiçbir, OVP tutmadığına göre neden inanayım ki?
Tutmaz kardeşim hedefler tutmaz.
Göreceksiniz.
Yanılmayı çok arzu ederim.
Kalkınmanın temelinde doğru ekonomik modelden geçer. Siyasal ve ekonomik İstikrardan geçer. Bağımsız merkez bankası ve maliye politikalarından geçer. Kamunun tasarrufundan geçer. İtibardan tasarrufundan geçer. Hukuk devletinden ve adaletten geçer.
Demokratik hak ve özgürlüklerden geçer.
Çünkü, bilim matematiktir.