BÜYÜKERŞEN, ECEVİT'İ HİÇ KIRMAZDI
1992 -1999 yıları arasında,Büyükerşen'i düzenli ve sürekli ziyaretlerde bulunurduk.
Ecevit'lerin bizlere, 'örtülü mesajıydı'.
Yılmaz Beyi, aradınız mı? Ziyaret ettiniz mi? Ne yapıyor?
Diye sorardı.

Büyükerşen'de, Ecevit'i hiç kırmazdı.
Bir gün Büyükerşen'e 'hocam' dedik, Ecevit'leri bir 'konferans' için Eskişehir'e getirelim. Ne dersiniz? Nasıl olur?


ÇOCUKLAR DEDİ,'O İŞİ' BANA BIRAKIN.

Ecevit, memnuniyetle kabul etmişti bu daveti.
Organizasyonu A dan Z ye, 'Büyükerşen' yapmıştı.
Ecevit için, Büyükerşen denilince, akan sular duruyordu.
Özel bir sevgisi vardı Büyükerşen'e.
Ecevit'leri, konferans için 'üniversiteye'getirtmiştik.
Günün anısına, Ecevit'e 'FAHRİ DOKTORA' diploması Büyükerşen'den.
DIŞ POLİTİKA...
Kıbrıs, AET, DışTürkler, Kuzey Irak meselesi ve Orta doğu...
Kamuoyunda oldukça ses getirmişti.
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen' O akşam, ECEVİT 'onuruna yemek' vermişti. Masada yönetimden arkadaşlar var. Gözümüz Ecevit'te.

BİZLERİ ÇAĞIRIRDI.

Büyükerşen, zaman zaman bizleri çağırırdı.
Oğuzhan Özen bizleri karşılar, ilgilenirdi.
Gelmiş, geçmiş, 'tek' 'flaş'aday!
Çok sevinmiştik.
Oturup, 'saatlerce konuştuk', önermelerde bulunmuştuk.
Hocam; ne istiyorsan, merak etme, ne varsa 'tam destek'.
Malum uzun yıllar Büyükşehir belediyesinin hem kurucu üyesi hem de 'plan bütçe komisyon başkanlığı' yapmıştık. Yani birçok konuda tam bilgi sahibi idik.
Rahmetli Atilla Yücelal ise, İmar konularında genel bilgilendirmeler yapmıştı..
Canan'hanım' da, notları alırdı.
Sıdıka Hanım, çaylarımızı getirir, 'galetamızla' birlikte, yudumlardık.
Yanında, 'ozamanlar' bizler vardık!
Eskişehir Tarihinin tam kavşak noktasında!

'ZAMANI GELDİ ARTIK!..
Büyükerşen'in, 'politikaya atılma zamanı' gelmişti.
Artık, hiçbir 'mazeret' üretmezdi.
Artık, nasıl olsa 'rektör'de değildi.
Büyükerşen, bizlerle konuştuğunda, hep 'eğitimden'söz ederdi.
Gönlünden geçen de, 'Milli eğitim bakanlığı'.
Saklamazdı da. Gönlünden geçeni diplomatik bir 'üslupla' söylerdi.
Bunun içinde, 'milletvekili'olmak lazım.
Bizlere de, nedenlerini de ders verir gibi anlatırdı.
MİLLİ EĞİTİM önemliydi onun için…
Türkiye'nin meselesinin 'maarif' meselesiydi onun için..
Hedefi herkesin eğitim haklarından sınırsız yararlanmasıydı..
Kimse pek bilmez..
O sırada da bana; 'ZAFER' şu Eğitim gönüllülerin bir talebi vardı.. EĞİTİM PARKI ne oldu diye sormuştu?
Sen git, 'Tahir Özgü' hocayla bir görüş..
Eğitim gönülleri çok önemli bir STK.
Tahir ÖZGÜ hoca çok değerli bir aydın, bir insan, samimi bir Atatürkçüydü..
MÜCADELEYİ TEK BAŞINA VERDİM..
Sonrasında, bunu mücadelesini vermiştim Büyükşehir meclisinde...
Şu anda Gökmeydan' daki 'Aydın Arat' parkın içinde bulunan 'eğitim parkının' fikir babası Yılmaz Büyükerşen'dir. 'Tahir Özgü' de bizlere çok önemli katkıda bulunmuştur..
Tahir Özgü, Büyükerşen'in yardımcılığını yapmıştır.1991 milletvekilliği seçimlerinde, DSP'nin liste başı adayı olmuş 'DSP'önemli bir çıkış yakalamıştır onunla..
O seçim kampanyasında aktif olarak hatiplik görevi yapmıştım..
Ben de, 'eğitim parkının' yapılması için siyasal mücadelesini yapmış, Bütçe Plan komisyon başkanlığı yaptığım dönemde de, yıllık yatırım programına diğer meclis üyesi arkadaşlarımızın desteği ile alınmasını sağlamışımdır.
BÜYÜKERŞEN'İN GÖNLÜNDEN 'MEB' OLMAK GEÇİYORDU..
Büyükerşen'in gönlünden de siyasete atılmak geçiyordu! MEB olmak istiyordu.
Önünde, Milli olan iki bakanlıktan biri.
Nasıl olacaktı?
Rektörlük dönemin de,bütün partilerin il başkanları makamlarına gidiyor, adayımız olur musunuz, 'tavaflarında' bulunuyorlardı.
Aman Hocam.1.Sıra sizin, gel adayımız ol.
Turgut Özal'ın partisi ANAP 'hızla kan' kaybediyordu.
DYP'de iç karışıklıklar vardı.
CHP'nin hali o zamanlar malum!
Geriye, toplumda en 'dürüst, temizlider' olarak Bülent Ecevit kalıyor.
Zaten, dostlukları da var.
Büyükerşen'in, gönlünden de, DSP geçiyordu

BÜYÜKERŞEN SİYASETE ATILACAKTI..

19 Nisanda 1999' da yapılacak 'genel ve yerel seçimleri' kapıya dayanmıştı.
Büyükerşen, 'karar' aşamasındaydı.
YSK'nın açıkladığı adaylık başvuru takvimi yeni başlamıştı. Yanına uğradık.
Hala üstümüzde, 'yasal olarak Büyükşehir Meclis üyeliği' var.

Hocayı; Bülent Ecevit aramış, seni yanımızda görmek istiyorum. Milletvekili adayı olmanı istiyorum. Seni nasip olursa, Milli Eğitim Bakanı olarak vatana, millete hizmet etmeni arzuluyorum.
İşte o gün odasındaydık.
Masasında,DSP 'antetli', adaylık başvuru formu duruyordu… DSP'den 'adaylık başvuru formunu' doldurmuştu.
Bana gösterdi.
Adaylık, düşünüyordu, aklından da 'milletvekilliğini' geçiriyordu...
Öyle ya. Ecevit ona söz vermişti.
Sonrası…
Seçim takvimi işliyor. İki seçim bir arda. Hem milletvekilliği, hem de Belediye Başkanlıkları. Yanında Belediye, il genel meclis üyeliği Muhtarlık seçimlerini de katın…
Seçim bölgesinde 6 sandık oluşturuluyordu.

ECEVİT TELEFON EDİYOR.

Tam adaylıklar 'kesinleşecek' zır bir telefon Büyükerşen'e. Arayan Bülent Ecevit. Bülent Ecevit parti meclisinin aldığı kararı açıklar…
Der ki; Sayın Büyükerşen, biz seni milletvekili olarak düşünüyorduk ama Parti Meclisi Mevcut durumda milletvekili olanların konumlarının korunması gerektiği kararı alındı.

Ben, seni 1.sıraya koyamam. 2.sıraya da koyamam.1.sırada Mahmut Erdir, 2.sırada Necati Albay var. Listelerde değişiklik yapamam. Aksi halde, Parti Meclis'i kararını çiğnemiş olurum der.
Mecburen 3. Sıraya koymak zorunda kalacağım. Koskocaman Anadolu üniversitesi Rektörünü Profesör Dr. Yılmaz Büyükerşen'i 3.sıraya koymuşlar derler, hiç uygun olmaz. Eğer kabul edersen, Bilecik 1.sıradan milletvekili adayı olarak gösterelim.

MİLLETVEKİLLİĞİNE ADAYLIĞI DÜŞÜNÜYOR..

Yılmaz Büyükerşen büyük bir 'şok' yaşar. Ecevit'ler den beklemediği bir davranış karşısında 'teşekkür' eder ve derki; Sayın Ecevit, bana siz Milletvekilliğini önerdiniz ve DSP iktidarda olur veya 'koalisyon'hükümeti kurulur ise, bana Milli Eğitim Bakanlığı için beni düşündüğünüzü söylemiştiniz.
Ben de, o şartla teklifinizi kabul etmiştim!
Ecevit çözüm yolu aramaktadır… Aradan kısa bir zaman geçer ve Büyükerşen'i arayarak derki; o zaman seni Eskişehir 'Büyükşehir Belediye başkanı adayı' gösterelim.
Büyükerşen, daha önce verilen sözü hatırlar ve hem Ecevit'i 'üzmemek' hem de, bu işten nasıl sıyrılması gerektiğini üslubuyla düşünür.
Ecevitleri 'kırmamak' da önemlidir.
Ecevit'e derki, Efendim teşekkür ederim bu benim için çok büyük bir onur. Doğduğum şehre hizmet etmek benim için bir şeref. Ancak siyaseti yakından biliyorum. Bana kısa bir zaman süresi verirseniz durum değerlendirmesi yapıp size döneceğim!

HOCAMIZIN AKLINA BİZLER GELİYORUZ.

Siyasetin hem teorisinden, hem de örgütsel pratiğinden geliyoruz ya.
Büyükerşen bu işten nasıl sıyrılacağını düşünürken, 'özel kalemden' Canan Demir beni arayarak Hocam sizleri bekliyor dedi.. Tamda Ramazan ayının son günü. Yani arife günü. Herkesin bir telaşı var evde. Ramazan bayramı öncesi..
Pazartesi.
18 Ocak 1999 saat 11'de yanındayız hocanın. Acaba bir şey mi oldu?
Bende, apar topar ulaşabildiğim arkadaşlara haber verdim. Örgüte de haber verdim ama o sıralarda örgütün 'iç işleri' oldukça karışıktı.

DSP'DE FAKS RAHŞAN HANIMA BAĞLIYDI.
Her hafta farklı birileri 'atamayolu' ile yönetimlere getiriliyordu. Parti içinde sürekli darbeler oluyordu.. Yönetimlerde belirsizlik hakimdi.
Rahşan Ecevit imzalı fakslardan haftada birkaç kez atama listelerinin geldiği bir dönemdi. Hatta bazıları 'korsan' listeydi.

BAŞ BAŞA GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ ANLAR..

Neyse, baş başa görüşüyoruz hocamızla. Sonradan yanımıza, Atilla Yücelal, Haşim Atçı, Hüseyin Erdemir, Sebahattin Doğan geldi, Üçümüz de Tepebaşı'lıyız. Yani, Üniversite yürüyüş mesafesinde. Büyükerşen, Ecevit'in Belediye Başkan adaylık teklifini bizimle paylaştı, olayı aynen anlatmıştı.
Arkadaşlar, düşüncelerini açıkladılar. Makamındaki 'deri koltuğa' yayılmışım, düşünüyordum. Bana döndü 'Zafer' sen ne düşünüyorsun? Diye sordu.
Her halde dedim! Hocam beni en bilgili, en deneyimli olduğumu varsayarak düşüncelerimize itibar gösteriliyor diye başladım anlatmaya.

YANINA ÇAĞIRDI..
Hocanın Kapısından, gelen giden eksik olmuyor.
Bizlerde, 15 günde bir uğrayan, 'müdavimlerinden'!
Hocamız ya…
Hiçbir zaman, 'yokum' dedirtmezdi. Kapıdan beklemeden içeri alırdı.
Hatırlarım. 16 Ocak 1999. Cumartesiydi. Hiç unutmam o günü ramazan bayramın arifesi..

BÜYÜKERŞEN BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ..

Bülent Ecevit,NTV'de açıklayıvermişti.
DSP'nin Eskişehir, 'Büyükşehir belediye başkan' adayım Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen...
Büyük bir sürpriz!

Ertesi gün tüm gazetelerde manşet haber. DSP'nin Eskişehir büyükşehir belediye başkan adayı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen…

TEKNİK DİREKTÖR..
Bir örnekle başladım sözlerime. Hocam dedim, eğer durum böyleyse, nasıl bir takımın başında Teknik direktör var ise, takımını kurar, oyun planlarını yapar. Bu onun doğal hakkı. Takım kurma 'hakkı teknik direktöründür'. Başarılı iyi bir takım kurarsanız, başarıya kesin ulaşırsınız. Ama, takımı başkası 'kurar ise', başaramazsınız. Odunpazarı ve Tepebaşı Belediye başkanlığı ile belediye ve il genel meclis üyeliklerini 'kendiniz belirlerseniz' daha doğru olur.
Sonrası kolay.
Tam o sırada, Ahmet ATAÇ girdi kapıdan. Konuştuk, durum değerlendirmesi yaptık.

SONRASI ECEVİT İLE GÖRÜŞÜYOR.

Büyükerşen, kısa bir zaman sonra Sayın Ecevit'i arayarak efendim der, benim de bazı isteklerim olacak.
Ecevit buyur der. Büyükerşen, merkezdeki ilçe belediye başkan adaylarını ben tespit edeceğim. Belediye ve il genel meclis üyelerini ben tespit edeceğim… Eğer, bu şekilde kabul ederseniz ben bu görevi kabul ederim.
ECEVİT durumu değerlendiriyor ve Büyükerşen'e diyor ki tam yetkilisin, istediğin gibi listeni yap.

LİSTENİ SEN YAP.
Büyükerşen neden böyle bir istemde bulunuyor? Nedeni şu. Daha önce, Milletvekili ol diyen ve öneren davet eden Ecevit, sonradan Parti Meclis'inin aldığı kararı gerekçe göstererek Milletvekilliğin de Bilecik'ten aday göstermek istiyor ya. Nedeni bu. Büyükerşen Bilecik'i ne bilir? 1.sırada olsa sosyolojik yapısı farklı bir il. Büyükerşen'in aklına bunlar geliyor. Verilen sözlerin yerine getirilmediğini görünce güvensizlik başlıyor. Acabalar! Kafasında soru işaretleri bırakıyor.
Zaten, siyaset esnafının da öteden beri neler yaptıklarını bildiğinden üzerinde tedirginlik de var.

LİSTELERİ BÜYÜKERŞEN YAZDI..
Acaba? Yazdığı isimler, Ecevit aynen kabul ederler mi? Tedirgin.
Öyle ya. Bir taraftan da örgüt var. Örgütün emekçileri var ama 'niteliksiz' birikimsiz..
Onlarında beklentileri var. Örgütten, fakslar yağmur gibi yağıyor genel merkeze. Kolay değil elbette.
DSP'nin kuruluşundan beri koşturanlar var.1994-1995 de seçimlerinde hiçbir karşılık beklemeden emek verenler var.

BİZİMLE GÖRÜŞÜYORDU.
Adaylık başvuru formları masasının üzerinde duruyordu. Bana doğru uzattı. Zafer, sen deneyimlisin. Bu işleri biliyorsun. Senin deneyimlerine ihtiyacım var,formu doldur, müracaatını yap demişti.
Hocam dedim ben çok yoruldum, hiç de düşünmüyorum. Zaten Meclis üyeliği iş değil. Benim de, makamla, unvanla falan işim olmaz. Büyükerşen, dedi mi akan sular dururdu.
Rahmetli Atilla Yücelal, Hüseyin Erdemir ve birkaç arkadaş daha. Formları doldurdular…
Başkan Büyükerşen'in, Listeye yazdıkları Yüksek seçim kurullarına il, ilçe seçim kurullarına aynen veriliyor. Ecevit, Büyükerşen'e verdiği sözü tutuyor. Büyükerşen Listelerdeki isimlerin aynen yer aldığını görünce, Ecevit'e teşekkür ederek çalışma programlarını, planlarını yapmaya başlıyor.

BÜYÜKERŞEN tek belirleyici…


O GÜNDEN BUGÜNE,'Hayal ediyorum yapıyorum!'…
Aşkım Eskişehir için...
Yapacak daha çok işler var.
Müthiş bir enerji, bitemez tükenmek bilmeyen bir Eskişehir aşkı.