Eskişehir basınında son 10 yıldır değişimler oluyor. Dijital teknolojilerdeki devrimler, yeni çoklu medya iletişim anlayışını da beraberinde getirdi.

Artık klasik anlamda konvansiyonel basın yerini yeni medya ve türevlerine bıraktı.

Yani çoklu ortam ve interaktif bir medya ve iletişim dönemi başlamıştı. Şimdi yapay zekada devrede…

Gazeteler, kendini çoklu ortamlara taşıdı. TV’ler de kendini internet ortamında taşıdı.

Bu dünyada haberler artık avuçlarınızda. Cep telefonlarındaki gelişen teknolojik devrimler medyayı da olumlu olarak etkiledi…

Bundan bir yıl önceki bütün yayın sistemleri bir anda çöp olabiliyor. Haberler de öyle. Her ne kadar denetimsiz bir alan olsa da sosyal medya kullanımı çok yaygınlaşmış durumda…

TV’ler de kendilerini yayın platformlarına taşıyarak daha çok izlenmek için mücadele yapıyor…

Elbette bu mücadelede güçlü olan ve nitelikli içerik üreten, program yapan ve halkın arzu ve istemlerini göz ardı etmeyen anlayış ayakta kalacaktır.

Yerel TV’ler çok daha önemlidir. Demokrasinin yerelde gelişmesine çok daha fazla katkılar vermektedir… Fakat devletin desteğinden mahrumdurlar. Çok pahalı bir iştir. Reklam gelirleri çok kısıtlıdır. Doğal olarak belediyelerin desteklerine ihtiyaç vardır. İşletme giderlerinin yüksekliği  RTÜK’e  çeşitli adlar altında ödedikleri ücretler bütçenin giderlerinde önemli yer tutmaktadır…

Eskişehir basın ve yayın anlamında çok kısır sayılmaz… İki TV, internet haber siteleri ve 8 tane gazetesi var…

Medya işi biraz pahalı bir iş… Gazetecilik hastalık gibi bir şey. Virüs girdimi çıkmıyor… İster akademik eğitim almış olsunlar, isterlerse alaylı olsunlar bulaştı mı çıkmıyor.

Bu medya gurubu içinde en gelişmiş olanaklara sahip ESGROUP. Tam anlamıyla bir kurumsal yapı var… 3 gazetesi, Follow Dergisi, TV ve internet  siteleri ile birlikte Pusula Medya güçlü bir şirket görünümünde… Bu gerçek yadsınamaz.

Birazda basın patronu olabilmek prestij övgü meselesi hâline gelmiş durumda.

Basın dünyasında bazı el değiştirmeleri doğal karşılamak lazım…

Ha gazetecilik yapılıyor mu? Sorusunun net cevabı var. Bu ülkede, bu şehirde,  özgür, eleştirel gazetecilik falan yapılamaz. Nedeni de bellidir. Siyaset kurumu gerçeklerin yazılmasını, gündeme taşınmasını, düşünen ve yazan insanları pek benimsemiyor.

Peki, bundan çıkan sonuç nedir. Basında dürüstlük erozyona uğramış… Gazetecilik halkla ilişkiler ve propagandaya dönüşmüş durumda.

Veya siyasi bir aparat olarak değerlendirilmekte.

Şehrimizde çok kıymetli genç gazeteciler yetişmekte. Bunları görüyorum. Oturdukları yerlerden ahkâm kesmiyorlar. Bizzat haberin merkezine gidiyorlar.

Yaptıkları haberler doğru oluyor. Yorumları doğru oluyor. Bu vizyon meselesi…

Freud’den analiz yapmak istemem ama nelerini gördük bu medya dünyasında?

Ne diyelim küçük hesaplarla kendilerinde şehri yönetebilmek hayalini kuranlar, Eskişehir’de yeni bir yüzyılı inşa edebilirler mi?

 

Doğru söz söyleyeni dokuzu köyden kovarlar sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir. Neden diye sormayın. Hadi güle güle diyenleri, içlerinden geçenleri bilirim…

Çünkü güzel bir iş yaparsanız cezalandırılmaya mahkûmsunuz…

Medyada değişim...

Aslında el değiştirmek. Yani bir satış işlemi… Eskişehir’in ilk TV kanalarından biriydi…

Kanal 26…

Hani deyim yerindeyse kuruluşundan bu güne kadar marka değerini oluşturmuş bir kanal…

Kolay gelinmedi bu günlere.

Sulukaraağaç’taki vericilerdeki sorunlara, bekçisinden, karlı yollarda kalmalara kadar her geçen günün ayrı bir hikayesi vardı…

Yıllarca çeşitli programlar yaptık. O zamanlar belki bu konularda ciddi eğitimler almış olan bir ben vardım.

O zaman adı Sinema TV idi. İşte kamera sistemleri, yayın sistemleri. kurgu, montaj, seslendirme…

Program yapım teknikleri ve daha onlarcası…

Tartışma programları dikkat çekiyordu. Yazılı basında olan arkadaşlarımız nedense TV’ lerden  çok uzak duruyordu..

Yazılı basından gazeteci olarak Ünsal Dalgın ilk aklıma gelenlerden. Sonra Sadi Seda, Ali Akyüz, Orhan ve bendeniz.

Biraz kafayı gözü yara yara program yapıyorduk. Canlı canlı. Karasal yayın.

Çok iptidai şatlarda yapsak da kamuoyunda takdir topluyorduk.

Sonra uydu yayınlar başladı. Kanal 3’ten ayrılıp tekrar Kanal 26’ya gelince uydudan ilk yayınlara katılan ve programlar yapan galiba bendim.

İyi bir haber sunumcu ve TV muhabirliği yapan Muharrem Esen’in katkıları büyüktür.

Sonraları herkes destur demeden TV ekranlarının cazibesine katılarak yer almaya başladılar

Kanal 26’nın satılacağı haberleri gündeme sık sık getiriliyordu. Özellikle AKP kanadı şunu söylüyordu. Bizim bir haber kanalımız olsun. Yıllardan beri bu söylense de gerçekleştirilememişti. İletişimci Hoca olan bakanlık yapmış olan Nabi Avcı pek sıcak bakmamıştı.

Şöyle düşünüyorlardı. Parayı verdiniz mi bütün kanallar, gazeteler sizindi..

Maalesef böyle bir bakış açısı vardı.

Yaşar Abacı aramıştı. Önceleri de arar halimi sorardı. Kardeşlerimiz gözü ile bakardık. Her zaman şahsımızı onurlandırmışlardır. Adap ve edep bilen bir ekolden gelmişlerdir. İlhan Kardeşimizin zamansız vefatı derin üzüntülere gark etmiştir bizleri.

Benimde en üzüntülü zamanlarımda destekler vermiştir…

Unutulmaz anılar vardır...

Bazen benim için şehrin önemli hafızalarından birisin derler. Hatta şehrin efsane adamı diyen merkez komutanlığı yapmış  Seyit Albayı hiç unutamam…

Daha yüzlerce seven dostlarımıza en derin sevgi ve saygılarımı muhabbetle sunarım.

Yaşar ABACI dedi ki abi başkalarından duyarsan biraz bize gönül koyarsın. Onun için haberin olsun. Kanal 26’yı sattık. 31 Mayıs’ta işlemler hukuki olarak bitecek. Bende hayırlı olsun dedim.

Nedenlerini anlattı.

Üzerindeki önemli bir sosyal yükü atmış. Kolay değil...

ESGROUP Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Fethi Demirdaş, geçtiğimiz günlerde el değiştiren Kanal 26'nın yeni sahibi Gökhan Yıldırım'a bir tebrik ziyaretine gitmiş… Tebrik etmiş. Başarılar dilemiş…

Çok güzel bir davranış…

Gökhan Yıldırım da Özgür Abisini kendisini ziyaretinden çok mutlu olmuş… Kanal 26'nın yeni döneminde şehrin ortak paydası için çalışacağını ve halkın sesi olacağını ifade etmiş…

Uzun uzun hasbihâl etmişler, birbirlerine başarı dilemişler. Gökhan’ın Özgür abisinin tecrübelerinden öğreneceği o kadar çok şey var ki…

Gökhan Yıldırım’a hayırlı olsun.