Halide Edip Adıvar'ın ''Türk'ün Ateşle İmtihanı'' kitabında anlattığı işgal günlerinde, itilaf donanması İstanbul'a, Fransızlar Adana'ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon'a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu'nun güneybatısına yerleşti.
15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletlerinin izniyle Yunan Ordusu İzmir'e çıkarma yaptı.
30 Ağustos başkumandanlık meydan savaşının ne anlama geldiğini çok iyi bilmek lazım.
Velhasıl tarihimizin bütün detaylarının iyi bilinmesi ve öğretilmesi gerekir. Bunları bilmez isek, bu vatan topraklarının ne anlama geldiğini bilemeyiz.
Türk tarihinin en önemli dönüm kavşaklarından biridir 30 Ağustos 1922. Başkumandanlık meydan savaşı.
Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusunun zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti.
Mustafa Kemal bu muharebeyi kazanmak için uzun bir süreçte hazırlanmıştı. Bir bakıma Kurmay subayların savaşıydı.
Türk kurmay subaylarının birlikte hazırladıkları eylem planlarıyla işgalcilere karşı verilen top yekûn bir saldırı planıydı.
Mustafa Kemal Paşa seslendi. Parola buydu… “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz ileri”…
Her vatansever Türk’ün bunu iyi öğrenmesi ve idrak etmesi, neden sonuç ilişkileri ile birlikte hafızalarına kazıması lazım. Onu anma yıl dönemlerinde değil, her zaman hatırlamalı ve bilmeliyiz. Geçmişteki yaşamı kavramaktır. Onu, hikâye okur gibi okursanız hiçbir anlamı yoktur. Tarih, bir milletin var veya yok olmasının nedenlerini sizlere gösterir.
Fotoğrafını çeker. Bir daha böyle hataları yapmayın der. Eğer aklınız varsa, analitik düşünme yeteneğiniz varsa, mesele yoktur. Beka sorununuz olmaz, emniyettesiniz demektir. Tarihimizi okurken zamanın ruhunu yakalayarak, anlayarak, düşünerek okumamız gerekir.
ELİMİZDE NE VARDI
18.659 Türk subayı
399 bin 283 Türk askeri
85.350 iki piyade tüfeği
2025 hafif makineli tüfek
839 ağır makineli tüfek
323 top
5.282 Kılıç
Varını yoğunu ortaya koyan bir millet ve bu savaşı kazanabilecek bir
Başkomutanı var.
Şanlı Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan 30 Ağustos 1922…Anadolu toprakları yeniden özgürleştirilmiş. Türkün diriliş tarihini yeniden yazmış.
30 ağustosu iyi anlamak için Osmanlı tarihini iyi bilmek lazım. Birinci dünya savaşının nedenlerini görmek lazım. Mudanya mütarekesini bilmek lazım. Sevr'i bilmek lazım. Osmanlının çöküşünü bilmek lazım. Batı ittifakının Osmanlıyı neden çökertmek istediğini çok iyi bilmek lazım. 19 Mayıs 1919'u, Amasya genelgesini, Erzurum ve Sivas Kongrelerini, BMM' sinin açılmasını, Sakarya ve İnönü muharebelerini iyi anlamak lazım.
"ORDULAR, İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR, İLERİ!"
Yıl 1922.
Batı Anadolu tam 3 yıldır işgal altında.
Uzun yıllardır savaşın acı yüzüyle tanışmış, Anadolu halkı artık iyice yorgun düşmüş, yokluk, açlık, sefaletle boğuşuyor.
Yeni bir savaş için, ne yeterli kaynak ne de yeterli insan var.
Selanik doğumlu bir kahraman, kaybedilen bu inancı geri kazandıracak ve bir ulusun makûs talihini sonsuza dek değiştirecek.
5 gün 5 gece sürecek ve dünya tarihine geçecek bu savaş, muhteşem bir zaferle son bulacak.
Takvimler 14 Ağustos’u gösteriyor.
Afyon’un güneyine uzanan yolda ölüm sessizliği hâkim.
Oysa bu yolda ilerleyen 100 binin üzerinde insan, binlerce at ve hayvanlı araba var.
Zafer, için tek şansının ani bir harekâtla baskın yapmak olduğunu bilen ordu, oldukça temkinli.
NEDEN? BAŞKUMANDANLIK MEYDAN SAVAŞI..
30 Ağustos başkumandanlık meydan savaşının ne anlama geldiğini çok iyi bilmek lazım. Velhasıl tarihimizin bütün detaylarının iyi bilinmesi ve öğretilmesi gerekir. Bunları bilmez isek, bu vatan topraklarının ne anlama geldiğini bilemeyiz.
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINI DA KIVANÇ VE COŞKUYLA YAŞIYORUZ.
19 Mayıs 1919'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak basmasıyla başlayan zorlu istiklal mücadelesi, 26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos'ta kazanılan Başkomutan Muharebesi ile nihai zaferle taçlandı. 30 Ağustos 1922'de Atatürk'ün 'Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!' demesiyle başlayacak zafer rotası, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ve 'TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE' amacının gerçekleşmesiyle son buldu.
İşte bu yüzden 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın coşkusu hiç eksik olmaz.
MUSTAFA KEMAL NUTUK'TA 30 AĞUSTOS ZAFERİ NASIL ANLATIYOR..
'Her evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu savaş, Türk ordusunun, Türk subay ve komutanlarının, yüksek kurmay öngörüsüyle kahramanlığını tarihte bir daha saptayan ulu bir yapıttır. Bu eser, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz anıtıdır. Bu yapıtı yaratan bir milletin çocuğu, bir ordunun Başkomutanı olduğumdan, sonsuza değin mutluyum.' 30 Ağustos 1922. Büyük kurtarıcı ve silah arkadaşlarına, kendini bilmez İngiliz temsilcisi ve ajanları olan tarikatçı bir kesim neler söylediler? Bu ihanet şebekelerini hakaretlerine maruz kalmıştı. Hala bunlar cirit atıyorlar. Hâlbuki Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları bu vatanı bizlere hediye etmişti. Her şeyini Türk milletine bağışlamıştı. Ne saraylarda, ne köşklerde yaşadı.
Ne saltanatı düşündü. Ne halifeliği, ne de mehdiliği. Mesele vatandı. Gerisi teferruattı. Özgür bağımsız bir Türkiye. Ne ezen, ne ezilenlerin yaşadığı bir Türkiye.
Hukuk devletinin, var olduğu, insanların güvenle yarınlara baktığı bir Türkiye.
Şimdi bu özlemlerden o kadar çok uzaktayız ki. Emperyalist güçlerin oyuncağı olan tarikatların, dört bir taraftan Cumhuriyetimizi musilaj gibi sardığı, sahtekâr dinbazların cirit attığı bir Türkiye'de yaşıyoruz artık.
KUVAYI MİLLİYE DESTANI'NDA.
Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı'nda 26 Ağustos Gecesi Saatler başlığı altında şöyle anlatıyor.. 'Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki, Şayak kalpaklı adam. Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar, Üç dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!
Türk Kurtuluş Savaşı, yıllardır emperyalizmin baskısı altında ezilmiş bütün halklara, bu ezilmişliğin bir kader olmadığını ve kendi kaderlerini kendilerinin belirleyebileceğini göstermiş bir yeniden diriliştir.
O inanılmaz başkaldırının Başkomutanı, Kurtuluşun-kuruluşun lideri Gazi Mustafa Kemal, büyük bir analitik zekâya sahipti. Kurmay akıl zaten böyle bir şeydi. Yakın çalışma arkadaşları da öyle. Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, ulusumuzun en büyük YENİDEN DOĞUŞ VE DİRİLİŞ bayramı olan, 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum. İmza Mustafa Kemal Atatürk. Bir itirazı olan var mı?
Gazi Mustafa Kemal’in Samsun'a çıkışı ile başlayan bir süreç bitiş noktası parlaklığı ile yeni bir devlet kuruluyor.
Milli mücadelenin son noktası 24 Temmuz 1923'de yan
Milli mücadelenin son noktası 24 Temmuz 1923'de yani Lozan’ da Türkiye’nin tapusunu alıyoruz.
Sonrası Türk gençliğine hitabesi.
Son savunma noktamız Cumhuriyetimiz. Onu da yok etmek istiyorlar.
Biri sana ZAFER nedir diye sorduğunda, ona de ki: Zafer, gök gibi gürleyen toplara, yağmur gibi yağan mermilere koşan evlattır. O evladı ölmeye yollayan, yavrusunu kundakta bırakıp cepheye koşan anadır. Anasının cennet kokan ellerini öpüp, cepheye giden çocuktur. O çocuğa en karanlıkta bile umut olan ay yıldızdır. Ay yıldızı görmek için semada, güneşi batıran Mehmet’tir. Mehmet olup da ölen ama esaret nedir bilmeyen bir millettir. Bir milleti zincir gibi kenetleyip, ayağa kaldıran liderdir. Sarmışken yurdun dört bir yanını düşman “Ya istiklaldir ya ölümdür!” ZAFER.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı,
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı!!
Atatürk'ün ilk hedefiniz Akdeniz'dir, emrini verdiği topraklardayız.
Onlar bu zaferi bize armağan eden kahramanlar. İşte buradalar.
Onlar şehitlerimizdir.
Eğer hepimiz kahramanlarımızı kalbinde yaşatırsak bastığımız yerin toprak değil vatan olduğunu biliriz.
RUH dediğimiz budur işte.
103 yıldır bu çiçekler açıyor. Onu kopartmak isteyenler var. Bizim görevimiz sahip çıkmak, bu çiçekleri kopartmak isteyenlerin ellerini kırmak.
30 Ağustos Zafer Bayramımızın 103. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz.
İNGİLİZ KADIN GAZETECİ GRACE ELLİSON'IN GÖZÜNDEN MUSTAFA KEMAL
19. yüzyılın son, 20. yüzyılın ilk dönemlerinde yaşayan Ellison, kadın haklarına önem veren ve İngiltere’deki oy hakkını savunan Sufragette hareketinin de destekçisi olan bir gazeteciydi.
İngiliz gazeteci Grace Ellison, 1922 yılının sonbahar aylarında, Ankara’da Mustafa Kemal'le ilk karşılaşmasını bu cümlelerle anlatıyor.
“Paşanın açık havadan yanmış, resmi yapılacak güzellikteki tenine çoğu kadın hayran kalırdı ama gözlerinin delici, sert denebilecek bakışları, size ne söylemek istiyorsanız açıkça, sükûnetle söyleyip lafı fazla uzatmadan gitmeniz gerektiğini de unutturmayacak nitelikteydi. Çok pratik ve enerjik olmakla birlikte sesinin çok güzel bir tınısı vardı. Fransızcayı seçkin sözcüklerle konuşuyordu. Türkçede ise usta bir konuşmacı olduğu belliydi. Karşımda bir fatihin yüzü ve ifadesi, sesinde ise güngörmüş, kültürlü bir ton vardı.”
Şükran borçluyuz.