Bu umut hakkını kimse göz ardı edemez.
CHP’nin seçmeni diğer seçmen grubuna hiç benzemez. Çileli bir yolculuktur CHP ile yol yürümek..
Tombaladan genel başkan olanlar tıpış tıpış sandığa gideceksiniz der, gider.
Mitinge katılır.
Sandıkta görev alır. Aç susuz kalır. O unutulsa da nöbetini tutar. Kısacası onların tek düşüncesi vardır. Ölmeden CHP’nin iktidarını görmek..
Birde milletvekillerini, belediye başkan ve meclis üyelerini hâkim gözetiminde yapılacak ön seçimle seçmek.
Şimdi zamanı değil kılıfının arkasına saklanılmadan, üye bazında hâkim denetiminde ön seçim muhakkak yapılmalıdır.
Zira, sözde belediye seçimleri öncesinde aday adaylık sürecinden sonra çıkan, numaradan örgüt denetiminde bir seçim olacaksa, bu gerçek anlamda ön seçim değildir!.
Yargı güvencesi olmadan, yapılan sadece teamüldür. O zaman sizin AKP’den hiçbir farkınız kalmaz.
Belediye meclisine seçilenlerini ve il yönetiminde görev alanların seçimlerde aday olamazlar hükmü işletilmelidir. Fırsat bu fırsat diyerek aday olmak isteyenler kesinlikle aday yapılmamalıdır.
Aday olmayı düşünenler, ne meclis üyeliğine ne yönetimlere girmemeleri gerektiğini somut gerekçesi var. Yapılacak bir seçimde, hemen istifalar başlıyor ve partide bir anafor oluşuyor. Parti çalışmalarında da önemli aksamalara neden olmaktadır.
Adayların anketle tespit edilmesi, tamamen bir algı operasyonudur. Gerçek partinin örgütleridir ve üyeleridir.
Aday olacakların önleri hiçbir zaman kesilmemelidir ve açıkça çalışmaları desteklenmelidir.
Belediye çalışanların hangi gerekçelerle olursa olsun partinin iç işleyişine dolaylı veya dolaysız müdahale edenlerin parti ile ilişkileri kesilmelidir.
Onun için, CHP iktidara yürümek istiyorsa, verdiği taahhütleri yerine getirmelidir.
3 dönem kuralı kesin uygulanmalıdır..
Yaş sınırı kesin uygulanmalıdır. Partide demokratik açılımların önü açılmalıdır.
Bütün seçimle gelinecek mevkiler için, adaylar için partiye kayıtlı nitelikli üyelerin katılımıyla yargı denetiminde ön seçim yapılmalıdır.
Peki, CHP bütün bunlardan ders aldılar mı?
Ya da siparişlere ne olacak? Hadi bakalım hizmetlerinize teşekkür edilecek mi?
Hiç sanmıyorum!
Onun için CHP’de düne kadar patronaj sistemi varken, bu alışkanlığı devam ettirmek arzusunda kısa yol tuşuna basarak bir yerlere gelme alışkanlığının bundan sonra devam etmemesi gerekiyor..
Mesela üç dönem görev yapma kuralı getirilsin bakalım. İlk önce, 25 yılı aşkın o koltuklarda oturanlar başlarlar bağırmaya.
Yahu yeter artık dediğiniz de başlarlar iftiralar atmaya. Aklım almadığı nokta bu. Bu partinin sırtından geçinme alışkanlığını sürdürmek isteyen bir güruh var..
Paramotorla aday olanlar hop tepeden geldiler listelerin başlarına. Bu alışkanlık yaptı ve CHP’yi hibritleştirdi. CHP’liler şunu düşünmeye başladı. O zaman bu tüzük ne işe yarıyor. Kim ne derse desin bunların patronajlığı hep yapıldı.
Hiç alınmaya gerek yok ki..
Kılıçdaroğlu Eskişehir’de anahtarı Büyükerşen’e teslim etmişti. O da kendi kadrosunu kurdu. Milletvekilliklerine kadar isimleri belirlemişti.
Bu kadar basit.
Parti içinde ise, karnından konuşan vantrologlar vardı. Ama Yılmaz hocayı tavaf ederek aman hocam, canım hocam deyip koltuk tahsisi isteyenlerde, azımsanmayacak sayıdaydı. Parti il başkanlığı belediyeye taşınmış gibi bir görüntü vermiyor muydu?
Bunu da mı inkâr edeceksiniz..
Hadi DSP’de bu işler Büyükerşen’inin iki dudağı arasındaydı. Ama burası CHP. Kurumsal bir kimliği var. Hiç kimsenin şimdi sırası değil deme hakkına sahip değil ki!
Konjonktür ise sığınılan bir illüzyon…
Bunların tanıklığımızda oldu. İsim isim yazmaya gerek yok.
Yazdığım makalelerde defalarca isimlerini yazdım.
Gıkları çıkmadı.
Seçkinler yönetimi şimdi, yeni bir dönemin başladığının farkındalar mı acaba.
Şimdi, yeni dönemde doğal olarak patronaj dönemi olmayacaktır. Kısacası, CHP düne kadar anomali yaşıyordu. Şimdi normalleşmeye başlıyor.
Bundan yadırganacak bir şey yok ki.
Ancak unutmayın ki tüzükler çiğnenmek için yapılır. CHP’ de bu düzenin parçası olmayacağız diyor ama. Aması var işte.
Bu siyasi partiler kanunu ve seçim kanunları değişmedikçe, demokratikleştirilmedikçe biz boşuna yazıyoruz. Bütün siyasi partiler düzen’ in partileridir.
Zira değişen bir şey yok. Değişim diyenlerde aslında değişim falan istemiyorlar.
Onlarda, patronajlığı seviyorlar.
Sonra çıkıp, Atatürkçülükten, CHP’den, sosyal demokrasiden bahsederek, hamasi kokan hutbelerini bizlere okuyorlar.
Ama unuttukları şu. Yeni nesil bunları yemiyor artık.
Hep birlikte göreceğiz.